Yaratıcı drama nedir

Yaratıcı drama nedir

Drama nedir?

Günlük dilde (halk dilinde) drama sözcüğü, daha çok hüzün ve acı içeren dizi ya da film olarak algılanmakta ve dillendirilmektedir. Yine drama sözcüğünün, bir konuyu, bir durumu canlandırma olarak da kullanıldığını söyleyebiliriz. Halk arasında genel olarak bilinen bu anlamlarının yanında drama, farklı alanlarda farklı anlamlarda da yer almaktadır.

Yaratıcı drama ise; Bir grup içerisindeki kişilerin, Herhangi bir şeyi/konuyu (duygu, düşünce, davranış, yaşantı, olay, olgu, kişi, yer, kavram, soyut ya da somut herhangi bir şey) kendi yaşantısal süreçlerinden faydalanarak, dramatik an/anlar içeren rol oynama, doğaçlama ve oyunsu süreçler yoluyla bir kurgusal gerçeklik içerisinde, anlamlandırılması, deneyimleyerek yapılandırması, canlandırmasıdır. 
Kısaca yaratıcı drama; Eğitim, öğretim, farkındalık ve gelişim alanlarında insanların yaparak yaşayarak, deneyimlemesine ortam yaratan bir yöntemdir.

Alan yazınında drama kavramı; kökeni, diğer kavramlarla ilişkisi ve benzer olan diğer kavramlardan farkıyla detaylı olarak tanıtılmıştır. 

Drama sözcüğü, Yunanca; itmek, çekmek, yapmak, etmek, eylemek anlamlarına gelen “dran” köküne dayanmaktadır. (Lehmann, 1986, s.255’dan akt.: San,1990). 

TDK’ya göre ise drama sözcüğünün kökeni Fransızca sahnede oynanmak üzere yazılmış oyun, tiyatro eseri anlamındaki “drame” kelimesinden gelmektedir. 
Metin And (2002, s.52) ise, drama sözcüğünün anlamının, eski törensel ve ritüel niteliğinde ve ikili ilişkide bulunduğunu ifade etmektedir. 

Özdemir Nutku’ya (1983, s.89) göre drama, eski Yunancada bir şey yapma ya da yapılan bir şey anlamında kullanılırken oynamak anlamına da karşılık gelir. Antik tiyatronun gelişmesinden bu yana, bu sözcük herhangi bir kimsenin bir şey yapması değil, belli bir kimsenin katılanlara anlamlı bir şey yapması içeriğini kapsamaktadır. (Nutku, 1990, s.29) 

Bir diğer tanımda ise drama; bir sözcüğü, bir kavramı, bir yaşantıyı, bir olayı veya oyunları geliştirerek canlandırma (Akbaba, Sağlam ve Kök, 2003, s.19) anlamına gelir.

1970’li yıllardan itibaren önce drama, daha sonra da yaratıcı Drama alanında çalışmalar yapan ve kavramın, ülke literatürüne yerleşmesinde en büyük katkılardan birini sağlayan Prof. Dr. İnci SAN ise dramayı; bir kelimenin, davranışın, cümlenin, fikrin, deneyimin ya da olayın Tiyatro teknikleri ve oyunsu süreçlerden yararlanılarak anlamlandırılması, canlandırılması (San 1996, S.19). şeklinde tanımlamaktadır. 

Sonuç olarak; Bahsi geçen tüm bu bilgiler (Oynama, Eyleme, Canlandırma, Ritüel, Karşındaki kişilere anlamlı bir şey yapma, Rol yapma, Tiyatro yapma…) eşliğinde değerlendirdiğimizde dramanın tanımına; “Drama, herhangi bir konu, duygu, düşünce ya da olayın roller üzerinden etkileşime girilerek ifade edilmesidir” diyebiliriz.
Drama kavramının anlamını ortaya koyan bu öz tanım üzerinden, dramanın farklı alan ve amaçlar doğrultusunda kullanıldığını, o alanların temelini oluşturduğunu görebiliriz.

Kullanım Alanlarına Göre Drama; 
Bu öz tanım üzerinden drama, tarihsel süreç içerisinde, yazınsal, seyirlik, yöntem ve oyun şeklinde, ya bir çıkış noktası olarak kullanılmış ya da biçimlendirilerek dramadan yeni bir alan, form yaratılmıştır.

     
        1- SEYİRLİK OLARAK DRAMA
Drama bir kavram olarak literatüre girişi 20. Yüzyılın başlarına tekabül etse de bir performans olarak varlığı insanlığın binlerce yıllık törensel ve ritüelistik etkinliklerine dayanır. İlkel toplumlardaki törenlerde bireyin; kendiliğinden ve kendisi için bir eylemi olan drama, Antik Yunan döneminde tiyatronun hareket noktası olarak ve “bir kimsenin bir şey yapması değil, belli bir kimsenin katılanlara anlamlı bir şey yapması” anlamıyla seyirlik bir hale gelmiştir. Diğer taraftan dramanın seyirlik olma özelliği tartışılan bir konudur. Drama ve Tiyatro üzerine yapılan tartışmalarda; dramanın; sahnelenmek üzere yazılan bir metinle başlayıp bu metnin izleyici önünde sahnelenişinin son saniyesine kadar olan sürecin bütünü olarak yani, tiyatroyu dramatik sürecin (dramatic process) bir parçası olarak gören yaklaşımın yanında oyun başladığında, yani oyuncuyla izleyici baş başa kaldığı anda dramanın bittiğini, tiyatronun başladığını (Elam, 2003, Tiyatro ve drama göstergebilimi, s.2-3) savunan görüşler de vardır.
Aslında drama kavramının, daha çok ritüelistik eylemlerde kendini gösterdiğini, bu eylemlerde ortaya çıkan öykünme, rol yapma ya da canlandırma etkinliklerinin, bireyin bir çeşit arınma, evrenle kutsalla ilişki geliştirme amaçlı daha çok kendine dönük eylemliliğinin ifadesi olduğunu söyleyebiliriz. Bu anlamda drama daha çok yaşantının bizzat kendisini ifade eder. Ne zaman ki bu yaşantı deneyimi katılanlara, izleyicilere karşı yapılıyor ve onlara bir şey ifade etme amacını taşıyorsa bu noktada dramadan farklı bir konsept olarak tiyatro etkinliğinin başladığını söylemek mümkündür. Ancak bu bir ayrışma değil süreklilik durumudur. Çünkü tiyatronun bir bileşeni olarak drama, tiyatronun farklı formlarda gelişmesine katkı sunmuştur.

Antik yunan döneminde herhangi bir konuyu, ilişkiyi, olayı, durumu diğer kişilere aktarmak için, işitsel (konuşma) ve görsel (yazı, resim, heykel) yollarla birlikte, duyuşsal ve devinimsel unsurların da birleştirerek bir kurgu içinde ve roller üzerinden aktarma yolu olarak kullanılması tiyatronun ortaya çıkmasını sağlamıştır. Tiyatro sanatı; metin, oyuncu, dekor, kostüm, ışık, makyaj, efekt, sahne gibi unsurlardan beslenerek gelişirken, orta oyunu, kukla oyunu, skeç, piyes … gibi daha kısa süreli ve daha basit içeriklerle de seyirci karşısına çıkmıştır. 1900 yıllardan itibaren, dramanın bu seyirlik yönü olan Tiyatro, dramatizasyon, okul tiyatrosu gibi eğitim alanlarında da yer almaya başlamıştır. Diğer taraftan dramanın seyirlik yönü olan ve seyirci ile buluşarak o an gerçekleştirilen Tiyatro sanatı, çağın imkanlarından faydalanılarak seyirciye teknoloji yolu ile sonradan aktarılma şekli olarak sinema sanatı doğmuştur.

Özetle, anlam temelinde dramanın seyirlik biçimi, Tiyatro, orta oyun, skeç, piyes, kukla gösterisi gibi sahne sanatları türlerinden dizi, film, belgesel gibi vizyon formlarına kadar birçok alanda kendine yer bulabilmektedir.

      2- YAZINSAL TÜR OLARAK DRAMA
Roman, Hikaye, Senaryo ve Tiyatro metinleri, yaşanmış ya da yaşanması mümkün olayların, bir olay örgüsü içinde, kişi, zaman, yer belirtilerek serim, düğüm ve çözüm gibi aşamalarla yazıya aktarıldığı yazılı sanat formlardır.
Monolog ya da diyalog temelinde ifade edilen bu formlar gerçek ya da hayali bir konudan yola çıkarak oluşturulan dramatik anlar serisinin rol paylaşımı etrafında ve estetik bir bütünlük içerisinde sunulduğu yazınsal türlerdir. Bu anlamda bu tür yazınsal formların hareket noktası bizzat dramanın kendisidir.

     3- YÖNTEM (ARAÇ) OLARAK DRAMA
Yaratıcı dramanın tasarımsal ve düşlemsel yorumlara olanak sağlayan yapısına dikkat çeken Coşkun San (2009:78), onun, toplumu bilinçlendirme noktasında etkin biçimde kullanılabileceğini vurgulamaktadır. Nitekim yaratıcı dramanın yöntem ve araç olma boyutu, uygulanma özelliği olan eğitim-öğretimin dışında sanatta, kültürde, sporda vd. birçok alanda aktif olarak kullanılmaktadır (Adıgüzel, 2016: 97). Bir yöntem olarak drama; Psikodrama başlığı ile psikoloji, Sosyodrama başlığıyla sosyoloji ve Eğitimde Drama/Eğitici Drama başlıklarıyla da eğitim alanında yer almıştır.

1900 yılların başından itibaren dramanın yöntem olarak kullanılmasına yönelik ciddi çalışmalara başlandığı görülmektedir. Ömer Adıgüzel’in, drama konusunda yapılan çalışmalara ve bu çalışmaların öncüleri olarak kabul edilen isimlere yer verdiği “Eğitimde Yaratıcı Drama “ kitabındaki bilgilere baktığımızda, 1897-1910 yılları arasında drama ile ilgili ilk çalışmaları öğretim alanında gerçekleştiren Harriyet Finlay Johnson’u görürüz. Johnson, öğrenmeyi özendirmek amacıyla dramatizasyon odaklı çalışmalar yapmış ve bu çalışmalara ait “Öğretimde dramatik yöntem” (The Dramatic Method Of Teaching) başlıklı kitabı 1912 yılında basılmıştır.

Psikodrama, Jacop Levi Moreno’nun 1920’ lerde geliştirdiği ve Sosyometri olarak isimlendirdiği bir eylem-işlem yöntemidir. Psikodrama, Yunanca’daki “psyche (ruh)” ve “drama (eylem)” sözcüklerinden oluşur. İlk on yılda psikoterapi uygulaması olarak sınırlanan bu yöntem, 1930’ lardan başlayarak pedagoji, endüstri ve öğrenim alanlarına da aktarılmıştır. Moreno’nun psikodrama ile ilgili dikkati çeken yayınları; 1946’da I. 1959’da II. ve 1969’da III. cildini yazmış olduğu “Psikodrama” adlı kitaplarıdır. J.L. Moreno dünyada, grup psikoterapisi, sosyodrama ve psikodramanın kurucusu olarak kabul edilir (E. Gülsen Erden, 2018)

Dramanın, bireysel gelişimde kullanılmasına ağırlık vermiş olan Brian Way, “Drama Yoluyla Gelişim” (Development Through Drama) başlıklı kitabında dramayı “yaşamın pratiği” olarak tanımlamış. Çocukların, kendi oyunlarını yaratma sürecinde, kendileri ve dünyadaki rolleri hakkında bir şeyler öğrenmesini amaçlayan çalışmalar yapmış olan Winifred Ward ise bu çalışmalarına “Yaratıcı drama- Bütün Çocuklara Drama” (Creative Drama, Drama with and for Children-1960) başlıklı kitabında yer vermiştir. Peter Slade ise dramayı, çocukların beceri gelişimlerini sağlayan bir sanat formu olarak ele almış, bu çalışmaları ve “Çocuklara Özgü Drama” (Child Drama) başlıklı kitabı ile özellikle İngiltere eğitim anlayışında etkili bir görüş olarak yer almasını sağlamıştır. Dorothy Heathcoke için drama, bir öğrenme ve bilgi edinme aracı ve yaşam deneyimini genişletmektir. Ona göre öğrenenlerin öğrenmeye karşı motive edici özelliğinin olması gerekir. Drama ile bu özelliğin çok yönlü kullanıldığını düşünmüş ve çocukların drama ile konuların daha evrensel boyutlarını görmelerini, sosyolojik açıdan bakmalarını sağlamaya çalışmıştır.

Türkiye’de ise, 1910 yıllarında İsmail (Ismayıl) Hakkı Baltacıoğlu; “Eğitimin amacını kişiliği geliştirmektir. Çocuk yaparak yaşayarak öğrenmelidir. Eğitim de Tiyatro da hayatın kendisidir” düşüncesi ile eğitimde tiyatronun yer almasını sağlamak için çalışmalar yapmış, Baltacıoğlu’nun bu çalışmaları 1938 yılında meyvelerini vermeye başlamış ve “bu ders dramatize edilebilir” notu ile drama ilk olarak, öğretim müfredat programlarında yer almıştır. Daha sonraki yıllarda okul tiyatrosu ile birlikte dramatizasyon adı altında bazı çalışmalar yapılmış, 1951 yılında ise MEB ortaokul programında Dramatizasyon çalışmalarına örnekler verilmiştir.

Türkiye’de akademik düzeyde dramanın bir yöntem olarak kullanılması ilk olarak1989 yılında İnci San’ın girişimiyle Tamer Levent’in, Ankara üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakultesinde,2.3.4. sınıf öğrencilerine Eğitimde Drama dersleri vermesi ile başlamıştır. Bu süreç yılında Prof. Dr. İnci SAN’ın yine aynı üniversitede Eğitimde Yaratıcı drama yüksek lisans dersi vermesi, diğer bazı fakültelerin de drama ya da yaratıcı drama derslerine yer vermesi ve yine SAN’ın 1999 yılında açtığı tezsiz yüksek lisans programı ile üst düzey bir boyut kazanmıştır. Bu süreçlerde MEB ile yürütülen çalışmalar ve ilişkiler, dramanın 4.5.6.7. sınıflarda yer alan seçmeli derslerden biri olmasını sağlamıştır.

1989 yılında David Hornbrook, dramanın bir araç olarak kullanıldığı tüm çalışmaları özetlercesine şu tanımla karşımıza çıkmaktadır; drama, eğitimi bir bütün halinde toplar, birleştirir, eğitsel, gelişimsel ve özgürlük aracıdır (Hornbrook, 1989, 1990, s.13-17).
Bu kişiler, drama ve yaratıcı drama alanında emek vermiş, güçlü yapı taşları oluşturmuş, bu ve buna yakın alanlarla ilgilenenlere ilham vermiş çok değerli kişilerdir.

Sonuç olarak; Tarihsel süreç içerisindeki kullanımına ait bilgilere baktığımızda dramanın, yaşamdaki her şeyin roller üzerinden etkileşime girilerek yaratılan kurgusal ortamlarda, bireyin kendisi ve yaşama dair bilgileri öğrenmesi, sosyal, duygusal, davranışsal yönlerden gelişimi ve dünyayı evrensel değerler üzerinden görebilmesini sağlamak gibi amaçlar doğrultusunda yapılandırılmış ve bir yöntem olarak kullanılmıştır.
A.Suat GÜNEŞ


Yaratıcı drama nedir?
Yaratıcı drama ve farklı adlarla kullanımı;
Yaratıcı dramanın, Amerika'da da yaratıcı drama (creative drama), İngiltere'de eğitimde drama (Drama in education), Almanya'da okul oyunu ya da oyun ve etkileşim (schulspiel, spiel un interaktion) olarak, Avustralya'da eğitimde drama, Fransa'da okul tiyatrosu ve Avusturya'da ise oyun olarak isimlendirildiği görülmektedir (Morgül, 1999: 12).

Prof. Dr. Ömer Adıgüzel, Yaratıcı drama ve benzer diğer kavramlar üzerine önemli araştırmalara yer verdiği ve bu konudaki deneyimleri doğrultusunda yazdığı “Eğitimde Yaratıcı Drama” kitabında, yaratıcı dramanın Türkçe ve diğer dillerde pek çok farklı kavramla ifade edildiğini belirtmiştir. Adıgüzel, oyun pedagojisi, dramatizasyon, etkileşim pedagojisi, yaratıcı oyun, tiyatro pedagojisi, canlandırma, doğaçlama, animasyon… gibi ifade edilen bu kavramların ortak özelliklerinin yaratıcı drama ile örtüştüğünü ama, tanım, kapsam ve amaç açısından önemli farklar olduğundan da söz etmiştir. Yine aynı kitapta, “Eğitimde yaratıcı drama kavramının, eğitimde drama, yaratıcı drama veya tiyatrodan farklı olduğu bilinci içerisinde sadece drama olarak da kullanılabilir” olduğunu vurgulamıştır.

Tüm bu açıklamalara baktığımızda, yaratıcı dramanın, Türkiye dahil birçok ülkede farklı isimlerle yer aldığı daha net görülmektedir.

Türkiye’de yaratıcı drama kavramını ilk dile getiren ve uzun yıllar bu alandaki çalışmaları ile yaratıcı dramanın günümüzde geldiği düzeye büyük katılar sağlayan Prof.Dr.İnci San’a göre yaratıcı drama; Doğaçlama, rol oynama vb. Tiyatro ya da drama tekniklerinden yararlanılarak, bir grup çalışması içinde, bireylerin bir yaşantıyı, bir olayı, bir fikri, kimi zaman bir soyut kavramı ya da bir davranışı eski bilişsel örüntülerin yeniden düzenlenmesi yoluyla ve gözlem deneyim, duygu ve yaşantıların yaratıcılık yoluyla aktarıldığı gözden geçirildiği “oyunsu” süreçlerde anlamlandırılması, canlandırılmasıdır (San, 1991).

Adıgüzel, “Eğitimde Yaratıcı Drama” kitabında İnci San’ın, dramanın önüne “yaratıcı” kelimesini bilerek eklemesindeki amacın, yazılmış bir metne bağlı kalmadan katılımcıların kendi yaratıcı buluşları, özgün düşünceleri ve bilgilerine dayanarak oluşturdukları eylem durumları ve doğaçlamalar, canlandırmalardır olarak aktarır.

Adıgüzel (2013, s.41)yine, yaratıcı dramayı, grup, lider/eğitmen, mekan, düşünce gibi dört temel bileşenden ve teknikler, -mış gibi yapma, yaşantı, oyun, canlandırma gibi diğer diğer bileşenlerden oluştuğunu vurgulayarak şu tanımı yapmıştır; “Yaratıcı drama, bir grubu oluşturan üyelerin yaşam deneyimlerinden yola çıkarak, bir amacın, düşüncenin, doğaçlama, rol oynama (rol alma) vd. tekniklerden yararlanarak canlandırılmasıdır.”
A.Suat GÜNEŞ


Drama ve Yaratıcı drama;
Yaratıcı Drama ile drama kelimesinin önüne “yaratıcı” kelimesi getirilerek oluşan yaratıcı drama arasındaki farkı anlamamız için, yaratıcı(lık) kelimesinin anlamı, işlevi ve ortaya çıkış anları ile drama ilişkisini daha kapsamlı incelememiz gerekecektir.
Yaratıcı drama; “Drama” ve “Yaratıcılık” kavramlarının birleşiminden oluşmuş olduğu gayet açıktır. Ancak ilgili yazılarda veya tanımlarda, Yaratıcı dramada yer alan “Yaratıcılık” kavramının, kaynağı birey olan ve bireyin kendi yaşantısal süreçleri ile yaratıcı düşünme, eyleme ve üretme özelliklerini harekete geçirerek oluşan yapılandırma sürecinin zamanla göz ardı edilmesi, yaratıcı drama ile drama kavramının sık sık karıştırılmasına sebep olmaktadır.

Drama; Herhangi bir şeyin roller üzerinden etkileşime girilerek canlandırılması iken, Yaratıcı drama; Bir grup içerisindeki kişilerin, Herhangi bir şeyi/konuyu (duygu, düşünce, davranış, yaşantı, olay, olgu, kişi, yer, kavram, soyut ya da somut herhangi bir şey) kendi yaşantısal süreçlerinden faydalanarak, dramatik an/anlar içeren rol oynama, doğaçlama ve oyunsu süreçler yoluyla bir kurgusal gerçeklik içerisinde, anlamlandırılması, deneyimleyerek yapılandırması, canlandırmasıdır.

Yaratıcı drama süreçlerinde konuya yönelik yaratılan dramatik anlar, kişinin o an ile ilgili kendi yaşantısal süreçlerinden faydalanarak düşünmesini, üretmesini, eyleme geçmesini, dolayısıyla yaratıcılığının harekete geçmesini sağlar. Bu durum aynı zamanda, konu ile ilgili eski bilişsel örüntülerin tekrar gözden geçirilerek yapılandırılmasını, yeni düşünceler, üretimler ve çıkarımlarda bulunulmasını sağlar.

Yaratıcı drama yöntemli çalışmalarda grup üyelerinin birbirleri ile etkileşime girmeleri, bilginin, düşüncenin, duygunun, fikrin ve yaratıcılığın paylaşılması bakımından çok önemlidir. Katılımcıların her birinin, konu ile ilgili kendinde olanları, farklı roller üzerinden ifade ediyor olmaları ile oluşan yaşantısal zenginlik, kişilerin konuyu farklı yönlerden ele almalarını, irdelemelerini, anlamlandırmalarını, öğrenmelerini ya da yeni çıkarımlarda bulunarak kendi ihtiyaçları doğrultusunda farklı farklı fayda edinebilmelerini sağlar.

Önceden belirlenen ya da o an oluşturulan kazanımlar doğrultusunda hazırlanan, Isınma, Doğaçlama, Canlandırma ve Değerlendirme (giriş, gelişme ve sonuç) aşamalarının içerikleri ve kullanılan teknikler ile bu içeriklerin uygulanma süreçlerindeki lider yaklaşımları, yöntemin verimliliğindeki en önemli etkenlerdir.

Katılımcılar bu ortamda, kendisi ve çevresi ile olan ilişkileri, yaşantıları, duyguları, düşünceleri, olayları… farklı roller üzerinden ve farklı bakış açıları ile tekrar gözden geçirme fırsatı bularak yeniden yapılandırabilirler.

Yaratıcı drama yöntemli uygulamalarda, kişi özelindeki tutum, davranış ve duygular, nedenleri ve bunlara sebep olan geçmiş yaşantılar ele alınmaz, irdelenmez. Yaratıcı drama yönteminde katılımcılar, süreci farklı roller üzerinden deneyimler, yorumlar ve değerlendirir. Bu yönleriyle yaratıcı drama yöntemi, hemen hemen her konuda katılımcıları sürecin içine rahatlıkla alabilir ve kendilerini daha rahat ifade etmelerini sağlar. Yaratıcı drama yöntemi ile hazırlanan programların, katılımcıların yaşamda yer alan birçok şeyi tekrar tekrar deneyimlemelerine ortam sağlaması, ihtiyaç duydukları yönlerini fark etmelerinde ve bu yöndeki becerilerini geliştirebilmelerinde etkili bir kazanım sağlar.


Yaratıcılık
Öncelikle “Yaratıcılık nedir?” sorusunun cevabına bakalım. Genel olarak yaratıcılık, daha önceden kurulmamış ilişkiler arasındaki ilişkileri kurabilmesi böylece yeni düşünce şeması içinde yeni yaşantılar, deneyimler yeni düşünürler ve ürünler ortaya koyma yetisidir (Landau’dan akt. San 1985, s.10). Ortaya konan bu düşünce, eylem ya da ürünler, kendi koşulları içindeki geçerliliği ve kabul görüyor olması ile değerlendirilmelidir.

Eğitimcilerin yaratıcılığa yaklaşımları ise; araştırıcı, özgür düşünen, soru soran ve konformist olmayan insan yetiştirme yönündedir. Çünkü eğitimden beklenen, soru soran, tartışarak düşünen akıl yürüten, sorun çözen insan yetiştirmektedir (Kırışoğlu, 1991, s.170).

Yaratıcılığın ortaya çıkmasını sağlayan, tetikleyen, güdüleyen farklı ihtiyaç durumları ya da bireysel özellikler vardır. Bireysel özellikler yönünden, merak, sezgi, özgürlük ve hayal kurma özelliklerini öncelik olarak sayabiliriz. İhtiyaç durumları olarak ise, karşılaşılan sorunlar veya konfor, zorluk, zaman… gibi unsurlarla harekete geçen var olana alternatif arama düşüncesi diyebiliriz.

Yaşamın sürekli değişen ve farklı ihtiyaçlar doğuran yapısına karşı insanın, bu değişime gelişimle cevap vermesi doğal olandır. İlk insanların, beslenme, barınma, korunma…gibi ihtiyaçları, yoksunluk, zorluk, konfor ve zaman gibi unsurlardan kaynaklanmıştır. Bu ihtiyaçlara sebep olan unsurlar insanoğlunu harekete geçirmiş, Mızrak, balta, ateş, tekerlek… gibi ürünleri ortaya çıkarmalarıyla birlikte ihtiyaçları karşılanmıştır. Zamanla insanların içinde bulunduğu değişen koşullar, yeni ve çeşitli yollar bulmaları gerekliliğini doğurmuştur. Diğer taraftan, merak, sezgi, özgürlük, hayal kurma gibi bireysel özelliklerle insanlar, yeni ve alternatif düşünceler, eylemler veya ürünler ortaya koymuşlardır. İnsanoğlu tüm bu üretimleri, var olan bilgi, deneyim ve yaşamdaki varlıklardan faydalanarak yaratmışlardır. Dolayısıyla yaratıcılık, insanoğlunun ve yaşamın devamlılığını kolaylaştıran önemli yetidir.

İnsanoğlunun yeni düşünce, eylem ve ürünler ortaya koyuşu, tarihsel süreç içerisinde farklı sebeplerden engellenmiş ya da geciktirilmiştir. Bu sebeplerden bazılarını, tutucu düşünce yapısı, gücü tek elde tutma ve yönetme isteği, farklılıklara karşı ön yargılı olma, vizyonsuzluk, konfor alanında kalma gibi özellikler olarak sayabiliriz.

Çocukların yaptığı birçok şey, kendiliğinden gelen yaratıcı eylemlerle doludur. Mutfakta kullanılan malzemeleri alarak ses çıkarmaları, müzik oluşturmaları, kağıtları birleştirip buruşturularak yapılan top, masa örtüsünün sandalyeleri birleştirerek üzerine örterek oluşturulan çadır… Çocuklarda görülen bu özellikler doğaldır, yani doğumdan itibaren vardır. Ancak bu özellikler, çevresel etkenler tarafından açığa çıkarılabildiği gibi köreltilebilir de. Kesin ve net çizgiler, yaratılan korkular, baskılar kişinin farklı düşünmesinin önünde bir set olur.

Yaratıcı özellikleri, özgüvenleri ile bütünleşmiş bireyler için bu setler, aşılması gereken birer engelden başka bir şey değildir. Kendi yaratıcı özelliklerine sahip çıkmış bireyler, sınır tanımaz, hayal güçleri onlar için kılavuzdur, ne olursa olsun denemek isterler, sabırla ve adanmışlıkla düşüncesini gerçekleştirmeye çalışırlar. Başarısızlığı, yenilgi olarak görmez, tekrar tekrar denerler. Onlar için yeni bir şeyler yaratmak, doyumsuz bir hazdır, kendini gerçekleştirmenin bir şeklidir. Yaratıcı kişiler bir şeyleri değiştirirken çevresini de değişime zorlar. Bu sebepten yaratıcı kişiler tarihte olağan dışı görülmüşler, her türlü iktidar sahipleri tarafından ötekileştirilmeye çalışılmışlardır. Gelişimden yana olanlar ise bu kişileri desteklemiş ve uygun ortamlar yaratmaya çalışmışlardır. Bireyin herhangi bir konuda özgür düşünmelerine, hayal etmelerine, yanlış yapmalarına ve yargılamadan tekrar denemelerine ortam yaratılması gelişime kapı açar.
A.Suat GÜNEŞ

Yaratıcı(lık) ile drama ilişkisi
Yaratıcı drama süreçlerinde katılımcı, hem yaratıcı düşüncenin kendisi yani yaratıcı düşünen kişi, hem de yaratıcı düşünenin nesnesi yani aynı zamanda ürettiği düşünce ya da buluşlardır (Adıgüzel, Ö. 2013 Eğitimde Yaratıcı Drama, s.12)

Yaratıcı drama yöntemli çalışmalarda düşünce ve eylem üretimi, kişilere özgürlük tanıyan lider yaklaşımı ve dramatik anlarla yaratılan doğaçlama ve canlandırmalar, yaratıcı düşünme becerilerini harekete geçiren yönergelerle sağlanır. Yaratıcı drama çalışmalarında yargılar, beklentiler ve sınırlandırmalar yoktur. Bu özellikler, herhangi bir konu hakkında kişinin, kendi yaşantısal süreçlerini (duygu, düşünce, bilgi, gözlem, yaşantı…) roller ve doğaçlamalar yoluyla ilişkilendirmelerine, anlamlandırmalarına ve yeni çıkarımlarda bulunmalarına ortam sağlar.
Dramatik anlar, kişinin merak etme, düşünme, ilişkilendirme, üretme ve eyleme geçme yönlerini tetikler. Sürece devam edebilmek için, dramatik an/anlar ile yaratılan sorun, ihtiyaç veya beklenti karşılanmalıdır. Yaratılan durum ve tetiklenen yönler, yaratıcılığın harekete geçme nedenleridir. Kişi, harekete geçen bu yönlerini, doğal olarak kendi yaşantısal süreçlerinde olanlardan ve grup içindeki etkileşimden faydalanarak ortaya koyabilir. Kişinin, dramatik anlar karşısında ortaya koydukları kendine ait olanlardır ve bu ortaya koyuşlar yargılanamaz.
Sonuç olarak, drama sözcüğünün önüne getirilen yaratıcı(lık) sözcüğü ile oluşan Yaratıcı drama, herhangi bir konu ya da kazanıma yönelik yaratılan dramatik anlar, kişinin yaratıcılığını harekete geçirerek, kendinde var olanlar ile konu arasında ilişki kurmasını ve yeni çıkarımlarda bulunmasına ortam sağlar.
A.Suat GÜNEŞ


Yaratıcı dramanın Aşamaları nelerdir?
Yaratıcı drama yöntemli uygulamalar, kişilerin bir önceki duygu ve düşünceden sıyrılarak o ana odaklanmasını sağlamak için, heyecan verici, hareketli, herkesin katılıma istek duymasını sağlayacak oyunsu etkinliklerin yer aldığı ISINMA AŞAMASI ile başlar.
Isınma aşamasından sonra kişilerin, konu ile ilgili kendi var olanları o anda sözel ya da bedensel olarak ortaya koyabilmelerine ortam sağlayan DOĞAÇLAMA AŞAMASI uygulanır.
CANLANDIRMA AŞAMASI, kişilerin konuyu çok yönlü incelemesi, anlaşılması ve çıkarımlarda bulunabilmesi için, kazanıma uygun yönergeler doğrultusunda hazırladıkları ve içinde birçok farkındalık, öğrenme ve gelişme anları bulunan rol oynama ve doğaçlama çalışmaları gerçekleştirir.
Yaratıcı drama yöntemli bir çalışmanın sonunda kişilerin, süreç içinde kazanıma ulaşma düzeylerini ortaya çıkarmak amaçlı etkinlikler yapılır. Aynı zamanda pekiştirici etkisi olan bu süreç DEĞERLENDİRME AŞAMASI’dır
A.Suat GÜNEŞ


Öğretimde Yaratıcı Drama (ÖYD)
İnsanoğlu küçük yaşlarda, deneyerek, dokunarak, sorarak öğrenmeye çalışır. Ancak kendisine bir şey öğretilmeye çalışıldığında, bir sebep ve gerekçeye ihtiyaç duyar. Bir diğer deyişle neden öğrenmesi, bilmesi gerektiğini anlamak ister. Eğer kişide bu gerekçe yeterli oluşmadı ise direnç gösterir ya da öğrendiğini içselleştiremez. Bu gerekliliğin karşılanma düzeyi, öğrencinin o konuya ilgisini arttırır ya da azaltır. Eğitim sistemimizde bu gerekçeleri yaratmaya ihtiyaç duyulmadan aktarılmaya çalışılan her bilgi de böyle bir dirençle karşılaşır. Eğitimin anahtar ilkesi; öğrenciyi bilgiye, öğrenmeye itmek değil, bilgiye, öğrenmeye çekmek olmalıdır. Gönülsüzlük temelinde yürütülen her eğitim faaliyetinin varabileceği nihai hedef sınavları geçerek zorunlu bir prosedürü atlamanın ötesine geçemeyecektir.

Öğrenciyi bilgiye ve öğrenmeye çekebilmek, öğrenilecek olanla ilgili merak uyandırma, öğrenme gerekçesi yaratma ve öğrenmeyi öğrenmekten haz duyacakları yöntem ve yaklaşımlarla sağlanabilir.

Öğretimde Yaratıcı drama yöntemi ve bu yöntemde kullanılan teknikler, yaklaşımlar, yaratılan dramatik anlar, öğrencinin öğrenilecek olanla ilişkisini güçlendiren ortamlar yaratarak, öğrencilerin, kendi yaşantısal süreçlerini kullanmasını, o an ile ilişkilendirerek eyleme dönüştürmesini ve kendine özgün ifadelerle çıkarımlarda bulunabilmesini sağlamaktadır. Böylelikle öğrenci, soyut ya da somut olan her şeyi, her bilgiyi, her olayı ve ilişkiyi inceleyebilir, defalarca deneyimleyebilir, fikir üretebilir ve geliştirebilir.

Öğretimde yaratıcı drama (ÖYD) modelinde Rol oynama ve doğaçlamalar, sadece kişi değil, hayvan, bitki, nesne, kavram, yer, tarih vb. er türlü canlı, cansız, soyut, somut varlıklar ve olgular üzerinden yapılabilir.
Öğrenci konu ile ilgili bir kişiyi tanımlarken, ilişkileri irdelerken ya da bir yeri, tarihi, olguyu, olayı, kavramı, tanımı ve özellikleri ile öğrenirken, rol üzerinden somutlaştırarak daha anlaşılır bir hale getirir, inceler, içselleştirir. Doğaçlama ya da canlandırma aşamalarında öğrenciler bazen; dağ, ova, deniz, ülke, gezegen vb. yerlerin, bazen; üçgen, açı, kenar, atom, molekül, element, enerji, uzay, rönesans, realizm, demokrasi, laiklik, yardımlaşma, saygı vb. somut ya da soyut kavramların, bazen; M. Kemal ATATÜRK, Fatih Sultan Mehmet, Leonardo da vinci, Nazım Hikmet, Mozart, Mimar Sinan vb. kişilerin, Bazen ise; kaldıraç, uçak, kömür, cam…gibi nesnelerin rollerine girerek inceleme, tanıma, fark etme, anlama ve öğrenme durumlarını daha etkin bir şekilde gerçekleştirir.

ÖYD modelinde yer alan yönergelerdeki dramatik an/anlar, öğrenilecek bilgiyi ön plana çıkarması, vurgulanması ve öğrencinin yaratıcılığını harekete geçirerek, üzerinde düşünmeyi, tartışmayı ve sağlaması ile öğrenme anını güçlendirir.

Bu uygulamalarla gerçekleşen öğrenme süreçlerinde öğrenci, bilgiyi olduğu gibi almak yerine, kendi duygu, düşünce, birikim ve yaratı
cılığını kullanarak, bilgi ile gerçek bir ilişki kurabilir. Böylece öğrenci bilgi içinde gezinerek onu inceleyebilir, sorgulayabilir, tartışabilir, diğer bilgilerle ve yaşantı ile neden ve nasıl ilişkilendirebileceğine kendi karar verir. Böylece öğrenci öğrenme sürecinde gerçekten aktif yer almış olur.

Öğrenme süreçleri, eğitsel süreçlerle bir bütünlük içerisinde olabilir. Yaratıcı Dramanın doğal kazanımları zaten, eğitsel süreçlerdeki kazanımlarla örtüşmektedir. Bu “eğitsel” kazanımlar, ÖYD modelli yazılan planlarda örtük gibi görünse de, uygulama süreçlerinde çok belirgin olarak ortaya çıkmakta ve uygulamaların sürekliliği öğrencilerin sosyal, duygusal ve davranışsal alanlarında gelişim sağlamaktadır. Buradaki en önemli unsur ve kriter, eğitsel kazanımların Yaratıcı drama lider özelliklerine uyumlu öğretmen tutum ve yaklaşımları ile gerçekleşebiliyor olmasıdır.

ÖYD İlkeleri:
1- Seyirlik olmaması
2- Bilginin kişileştirilmesi
3- Sonuç değil süreç odaklı olması
4- Yargıların olmaması
5- Katılımın gönüllü olması
6- Rol oynama ve doğaçlama temelli olması
7- Bilginin somutlaştırılması, anlamlandırılması ve yapılandırılması
8- Yönergelerde dramatik an (Çatışma) olması,
9- Katılımcıların kendi yaşantısal süreçlerinden faydalanmalarının sağlanması,
10- Tüm öğrenme alanlarının aynı anda kullanılması
11- Eğitmenlerin Ö.Y.D. eğitimi almış olmaları

ÖYD modelinde kullanılan teknikler:
Yaratıcı drama yöntemli uygulamalarda, Rol oynama ve doğaçlama tekniği başta olmak üzere kullanılan daha birçok drama tekniği vardır. Yaratıcı drama uygulamalarında bu teknikler genelde bir karakter ve bu karakterin duyguları, davranışları, ilişkileri ve içinde bulunduğu durum, olay ve çevresi üzerinden kullanılırken, ÖYD modelli uygulamalarda ise, öğrenme- öğretme süreçlerinde yer alan her şeyle ilgili kullanılabilir.
Drama tekniklerin kullanımının, ÖYD modelli uygulamalardaki en önemli farkı, öğrencilerin konu ile ilgili soyut ya da somut herhangi bir şeyin rolüne girerek o şeyi kişileştirebilmeleridir. Özellikle bu yönü ile öğrencilerin konu ile ilgili her şeyi daha somut ve canlı olarak ele almalarını, incelemelerini, karşılaştırmalarını ve dolayısıyla anlamlandırmalarını sağlar.

Rol oynama, doğaçlama ve diğer tekniklerin ÖYD süreçlerinde verimli kullanılabilmesi için, öğrencilere verilen yönergelerin içeriği, kazanım, kavram, odak bakımından gerekli kelime ya da kelime gruplarından oluşmalıdır.
A.Suat GÜNEŞ

Okul öncesinde yaratıcı drama;
Okul öncesi alanda uygulanan Yaratıcı drama yöntemli çalışmaları, 5 yaş ve üzerinde daha verimli olmaktadır. Bir çalışmanın Yaratıcı drama olabilmesi için grubun yönergelerle ortaya konan dramatik kurguyu, kendi yaşantısal süreçlerinden faydalanarak, eyleme dönüştürecek tutumlar göstermesi gerekir.

Ancak, 5 yaş öncesi çocuklar genelde, yönergeler karşısında daha çok söyleneni yapma, taklit etme gibi eylemler ortaya koyabilmektedirler. Bu haliyle yapılan çalışmalar dramatizasyon ya da oyun içerikli çalışmalar olarak nitelendirilebilir. 5 yaş altı çocukların, Yaratıcı drama sürecine uyum sağlayabilecek özelliklerde olması, onlarla yaratıcı drama yapılabilir olduğunu da gösterir.

Okul öncesinde yaratıcı drama yöntemli çalışmalar da, bir plan çerçevesinde gerçekleştirilir. Canlandırma aşaması hariç, plan içeriği ve uygulama süreçleri yaş özellikleri göz önünde tutularak hazırlanan etkinlikler bakımından aynıdır.

Canlandırma aşaması, küçük gruplarla oluşturulan canlandırmalardan daha çok, tüm küme ile doğaçlama tekniğinin kullanıldığı dramatik bir kurgu içerisinde gerçekleştirilir. Çocukların tamamı lider (öğretmen) ile birlikte sürecin içinde yer alırlar.

Yaratıcı drama yöntemli bir çalışmanın canlandırma aşamasında çocuklar, kanavası önceden oluşturulan hikayenin kahramanları olarak, hikayenin amacına doğru ilerleyen bir süreç içinde yer alırlar. Bu süreçte kahramanlar (çocuklar), kazanıma ulaşılması için yaratılan dramatik anlar, engeller, sorunlar, olaylar ve durumlarla karşılaştırılır. Çocuklar kendi yaşantısal süreçlerinden faydalanarak bu anlara yönelik duyguları, düşünceleri, davranışları ve yaratıcılıkları eyleme geçer. Yaratıcı drama yöntemi, aşamaları, teknikleri ve uygulayıcı yaklaşımı ile oluşturulan bu ortamda çocuklar, herhangi bir konuyu, kendisi de her yönden aktif olarak, yapar, yaşar, deneyimler.
A.Suat GÜNEŞ

Yaratıcı dramanın faydaları nelerdir?

Yaratıcı dramanın kullanıldığı alana yönelik amaç doğrultusunda kazanımları olduğu gibi, her uygulamada kendiliğinden oluşan faydaları vardır.

Yaratıcı drama, oyunsu süreçler ve teknikler ile kişilerde merak ve ilgi oluşturarak sürece kendiliğinden katılmalarını, süreçte kalmalarını ve süreçten haz almalarını sağlar,

Yaratıcı drama süreçlerinde yargıların olmaması, kişide güven ve rahatlık duygusu yaratırken, ilerleyen süreçte kendini daha rahat ifade edebilmesini sağlar.

Yaratıcı drama, kişilerin farklı kimliklere girerek, birbirleri ile etkileşim içinde olmasını sağlar. Bu etkileşim sürecinde kişiler, kendi girdiği rol ve etkileşimde bulunduğu diğer rollerle empati kurmaya çalışır.

Yaratıcı drama, soyut ya da somut her şeyi roller üzerinden kişileştirebilir. Böylelikle, rolüne girdiği kişiyi, duyguyu, düşünceyi, bilgiyi, kavramı, nesneyi, yeri… ve diğer kişileştirilmiş rollerle olan ilişkilerini tanıma, inceleme anlamlandırabilme imkanı bulur.

Yaratıcı drama, kişilerin kendilerini sözel ve bedensel ifade etmelerine ortam sağlar.

Yaratıcı drama, kişilerin süreç içinde farklı duyguları tanımalarını ve sebeplerini fark edecekleri ortamlar yaratır.

Yaratıcı drama, kişilerin kendi yaşantısal süreçlerini kullanmalarına ve yaşamı deneyimlemelerine imkan sağlar.

Yaratıcı drama, kişilerin oluşturdukları kurgular içinde yer alan karşıtlıklar ve çatışma anlarında düşünme becerilerini kullanmalarını, dolayısıyla bireyin zihinsel gelişimine ortam sağlar.

Yaratıcı drama, kişilerin istediği davranışı, düşünceyi, duyguyu… roller üzerinden ifade edebilme ortamı yaratır.

Yaratıcı drama, kişilerin farklı konu, olay ve durumlarla karşılaşmasını sağlayarak, gerçek yaşamdaki birçok şeyi deneyimlemesini sağlar.

Yaratıcı drama, kişilerin kendini ifade etme, dinleme, anlama gibi önemli iletişim unsurlarını deneyimleyerek geliştirmesine ortam sağlar.

Yaratıcı drama, kişilerin karşılaştığı sorunları anlama, soruna uygun çözüm veya çözümler üretmesine ortam sağlayarak, sorun çözme becerilerinin gelişimine destek sağlar.


Yaratıcı dramanın kullanım alanları nedir?
Yaratıcı drama, eğitim, öğretim, farkındalık ve gelişim gibi birçok alanda kullanılabilir. Daha genel bir söylemle, yaşamın her alnında bir yöntem olarak kullanılabilir.

Sosyal beceri eğitiminde
Yaratıcı düşünme becerileri eğitiminde
Çocukların kişilik gelişimlerine destek programlarında
Gençlerin kişisel gelişimlerinde
Yetişkinlerin kendilerini gerçekleştirme süreçlerinde
Özel temalı konuların işlenmesinde
Değerler eğitiminde
Kişisel gelişim eğitimlerinde
Ders konularının işlenmesinde,
Öğretmen eğitimlerinde,
Şirketlerin toplu işe alımlarında
Şirket çalışanlarının ihtiyaç duyduğu öğrenme ve gelişim alanlarında,
Anne baba gelişim eğitimlerinde
Özel amaçlı çalışma gruplarında,
ve daha birçok alanda yöntem olarak yaratıcı drama kullanılabilir.

A.Suat GÜNEŞ

Bölümler

1

Yetişkinler için Yaratıcı Drama ile Farkındalık

Yaşamın bazı evrelerinde ortada durup tam olarak ne istediğimizi bilmediğimizi farkedebiliriz ya da “Ne istediğimi biliyorum ama, bunun için ne...

2

Yaratıcı Drama Liderliği / Eğitmenliği M.E.B. Sertifika Programı

Sizdrama 2003 yılından bu günlere kadar, yaratıcı drama yönteminin bir çok alanda kullanılabilir ve etkili olduğunu planlayarak, programa dönüştürerek ve...

3

Psikodrama

“Psikodramanın dokunuşu hayatınızı sonsuza dek değiştirir.” Psikodrama Jacob Levi Moreno tarafından geliştirilmiş olan bir psikoterapi tekniğidir.İnsanın doğuştan sahip olduğu üç özelliği,...

4

Yaratıcı drama nedir

Drama nedir?Günlük dilde (halk dilinde) drama sözcüğü, daha çok hüzün ve acı içeren dizi ya da film olarak algılanmakta ve...

Videolarımız

To Top